Love Letter No:10 Kadınlar, eşitlik

“Biz Dünya'nın bir parçasıyız ve Dünya'ya bağlıyız. 

Bu nedenle, ormandaki bir ağaç gibi hiyerarşimiz yok ,küçük bir çalı da var olmak.

 Yaşamak ve birbirimize yardım etmek için aynı haklara sahibiz."

Vandana Shiva

 

İnsanlık ayrım yapmayı bırakacak ve ilerleyebilecek mi? 

Kadın olmanın modada sürdürülebilirlik ile bir alakası var mı? Neden kadını güçlendirme konusu gündemde? Yaratılmak istenen mesele ne ve aslında kadının moda dünyasında ki yeri nerde? 

Kadın, cinsiyet, eşitlik, zaman içinde değişenler, kadın ne zaman sektöre girdi ve neden ayrılmak zorunda kaldı. Birbirinden farklı gibi gözüken bu temalar (cinsiyet, eşitlik ve zaman)  hepsi bir arada olduğu zaman sürdürülebilirlikten bahsedebiliriz. Hızlı moda dünyasında trend olmuş bir konu olan “kadın” doğru aktarılmıyor. Günümüzün hızının yarattığı sorunlara çözümü kadınlara sağlanmak istenen güçlendirme sözleri ile desteklemek mi kurtaracak yoksa eşitlik mi? Moda ve tekstil dünyasında eşitsizlik özellikle kadın eşitsizliği bir gerçek. Bugün dünyanın bir yerinde giysilerimizi zorlu yaşam şartlarında kadınlar üretirken başka bir yerde kadınlar bunu pazarlarken ve hatta kadınlar bir ürüne dönüşürken eşitlikten konuşmaya çok uzağız.  Herşeyden önce daha sürdürülebilir, eşit bir gelecek için cinsiyet eşitliği yalnızca temel bir insani hak değil, aynı zamanda barışçıl bir dünya için gereklilik. 

 

Sürdürülebilirlik kelimesi ile neredeyse eşit derecede büyüyen #womenempowerment, #supportwomen, #girlpower gibi trendler altında aslında verilmek istenen mesaj sandığınızdan daha derin. Christian Dior ‘un “Hepimiz Feminist Olmalıyız” t-shirtlerinden başlayan Dünya Kadınlar Günü' ne denk gelecek şekilde piyasaya sürülen yeni koleksiyonlardan ve satılan sayısız ürünlere kadar, kadınları güçlendirme mesajları içeren slogan tişörtler artık her yerde olsa bile gerçek şu ki moda endüstrisi için çalışan kadınların çoğu için geçersiz bir mesaj veriliyor. Toplumsal cinsiyete dayalı eşitsizlik t-shirt sloganlarına sığması maalesef mümkün değil. Hatalı bilgilerin her zamankinden fazla bir kafa karışıklığı ortaya çıkardığına şaşmamalı. Dünyanın başka bir yerinde giydiğimiz kıyafetleri bizlerden pek farkı olmayan başka bir kadınlar yapıyor. Benzer istekleri ve hayalleri olan iyi bir yaşam sürmek, ailesini geçindirmek ve en önemlisi iş yerinde güvende olmak gibi.

Hazır giyim endüstrisinde 60 milyondan fazla  kadın çalışmakra ve bunların % 80'inden fazlası 18-24 yaş arası Y kuşağı kadınları. Fashion Revolution 2018 yılında yayınladığı şeffaflık raporlarında markaların ve moda endüstrisinin yalnızca% 40'ı tedarik zincirinde cinsiyet eşitliği ve kadınların güçlenmesine odaklanan kapasite geliştirme projeleri hakkında bilgi verirken, yalnızca% 13'ü kadın işçilerin karşılaştığı sorunlar hakkında ayrıntılı tedarikçi rehberliği yayınladı. Ankete katılan 150 markadan yalnızca 37'si, Birleşmiş Milletler Cinsiyet Eşitliği Kurumu'nun bir girişimi olan Kadının Güçlenmesi İlkelerine kaydolduğunu veya şirketin kadınların güçlendirilmesini ilerletmek için genel stratejisini ve hedeflerini yayınladığını bildirmişti.

https://www.fashionrevolution.org/metoo-how-can-fashion-empower-all-women/

Eşitliği sağlamak için kadından başlamak gerektiği doğru çünkü dünyanın birçok ülkesinde kadın hep arka planda. Üretmekten çok üreyen bir simge haline geldiği için bunu kırmak uzun yıllar belkide başka jenerasyonların yetişmesine kadar bile uzayabilir.  Psikolojik araştırmalar, kadınların gerçekliğinin erkeklerde olduğu gibi özerklik ve mantığın aksine bağlılık ve ilişkilerle karakterize edildiğini öne sürüyor. Kadınlar işlerini ayrı bir ekonomi yaratmak yerine yerine işbirliğine dayalı ilişkilere çok daha fazla önem veriyor.  Aynı zamanda kadınların çevreye karşı daha duyarlı ve kırılgan olmaları eşitsizlik çerçevesinde pozitife çevrilebilecek bir mesele olarak görülüyor.

The Gender Gap in Environmental Attitudes: The Case of Perceived Vulnerability to Risk Richard J. Bord and Robert E. O'Connor

Remake’in Meksika’da üretim çalışanları ile yaptığı bir röportajda konuşan bir kadın, şöyle diyor: “Sanırım fabrikanın temel sorunu, bizi üreten nesneler olarak görmeleri; kadınlar gibi değil, anneler gibi değil, kız kardeş gibi değil, kız gibi değil. Bizi sadece ucuz işgücü olarak görüyorlar. "Üstelik, hazır giyim işçilerinin son derece tehlikeli koşullarda haftada 60 saat veya daha fazla çalışması, fabrika binalarının güvenlik düzenlemelerini ihlal edilmesi, cinsiyet, yaş ve hamileliğe dayalı ayrımcılıklar, çok az ücretler karşılığında ya da hiç ücret ödemeden uzun ve yoğun emek söz konusu.

https://remake.world/films/made-in-mexico-makers-speak-out-for-womens-rights/

 

Etik moda anlayışında meselenin bir kadının güçlenmesi olduğunu anlamak önemli noktalardan biri. Bugün feminist olmak trend olmaktan çok daha fazla ve bunun ana akım fikri haline gelmesi olumlu olsada gerçekliğini sorgulamamız gerekiyor. Pek çok markada "kadının güçlenmesi" sloganları ve temaları mevcut olduğundan, onlara bu kıyafetleri yapma sürecinde herhangi bir kadının güçsüz olup olmadığı sorulmuyor. Gerçekten feminist olmak ve her kadının güvende olma, eşit gelirlere sahip olma ve en iyi hayatını yaşama hakkını savunmak istiyorsak, bunu dünyanın her yerinden, her kadın için hatta aynı şartlarda çalışan erkekler için savunmamızın gerekir. Konu küçük çaplı yerel markaları ve özellikle kadın girişimli markalar olarak birbirimizi desteklemekten bir adım daha ötede. 

 

Sevgiler

Roksan


Önceki yazılar Yeni yazı

Yorum yap

Yorumların yayınlanmadan önce onaylanması gerektiğini lütfen unutmayın