Belki de yenilenmek, yeniden bağ kurmaktır
Bazen bir cümle okuyorsun ve yıllardır yaptığın bir şeyi sana başka türlü anlatıyor.
Geçenlerde Atmos’ta Textile Exchange’in Fashion Regenerated projesiyle ilgili bir yazı okurken Elena Siretanu’nun söylediği bir cümlede durdum.
Yenilenmeyi tek bir çevresel çözüm olarak değil; insanlar, malzemeler, yaşadığımız yerler ve ekonomik hayat arasındaki ilişkilerin yeniden kurulması olarak gördüğünü anlatıyordu.
Mah-Roc’u düşündüm.
Çünkü neredeyse 10 yıldır bizim yaptığımız şey de aslında hep var olanla başlıyor.
Kalan bir kumaş.
Bir parça denim.
Karadeniz’de dokunmuş bir kolan.
Sri Lanka’da üretilmiş bir handloom kumaş.
Eski bir sari.
Bir döşemeciden kalan kadife.
Artık kullanılmayan bir kite kumaşı.
Bunları topluyoruz.
Ama yıllar içinde şunu fark ettik: mesele sadece kumaşı kurtarmak değil.
Biraz geriye gitmek
Mah-Roc 2016’da başladığında yaptığımız işi daha çok “upcycling” olarak anlatıyorduk.
Atık kumaşları topluyor, kesiyor, bir araya getiriyor ve yeniden kullanılabilir hale getiriyorduk.
Sonra iş değişmeye başladı.
Daha çok gezdik. Daha çok baktık. Bazen hiç beklemediğimiz dükkânlara girdik. Eski kumaşlar bulduk. Dokuma tekniklerinin peşinden gittik. İnsanlarla tanıştık. Onların yaptığı renkleri, kumaşları, işleri bizimkilerle yan yana koyduk.
Biraz da kendi köklerimize geri döndük.
Karadeniz’de yıllardır yapılan kolan dokumaları Mah-Roc çantalarının bir parçası oldu. Sri Lanka’da handloom kumaşlarla ve burada yaşayan kadınlarla çalışmaya başladık.
Aynı çantayı yıllar boyunca tekrar tekrar yaptık.
Ama başka bir kumaşla.
Başka renklerle.
Bazen daha iyi bir sapla, bazen daha iyi bir kalıpla.
Her sene biraz daha öğrenerek.
Çünkü bizim için her sezon tamamen yeni bir şey yapmak hiçbir zaman çok önemli olmadı.
Elimizdekini nasıl daha iyi yapabiliriz, onunla daha çok ilgilendik.
Sadece kumaşı değil, bilgiyi de yeniden kullanmak
Upcycling genelde bir atığa ikinci hayat vermek olarak anlatılıyor.
Ama bence bunun başka bir tarafı daha var.
Bazen değeri unutulan şey sadece kumaş değil.
Bir dokuma tekniği olabilir.
Birinin yıllardır bildiği bir el işi olabilir.
Evinde, ailesinden öğrendiği ve yıllardır yaptığı bir şey olabilir.
Belki de mesele bunların tekrar değer görmesini sağlamak.
Eski bir tekniği bugünün tasarımının içine sokmak.
Birinin bildiği işi gerçek bir gelir kaynağına dönüştürmek.
Yeni bir üretim şekli yaratmak yerine, zaten var olanı fark etmek.
Bir çantadan biraz daha fazlası
Mah-Roc’ta bitmiş bir çantaya baktığımızda sadece çantayı görmüyoruz.
O kumaşın nereden geldiğini biliyoruz.
Masaya yayılan bütün parçaları hatırlıyoruz.
Hangi renkleri yan yana koyduğumuzu, hangilerini son anda çıkardığımızı biliyoruz.
Kimin kestiğini, kimin diktiğini, kimin dokuduğunu biliyoruz.
İstanbul’u, Karadeniz’i, Sri Lanka’yı görüyoruz.
Ve tabii ki yıllar boyunca yaptığımız bütün hataları ve daha iyi hale getirdiğimiz küçük detayları.
Belki de bu yüzden Elena’nın söylediği o cümle bana bu kadar tanıdık geldi.
Çünkü 10 yılın sonunda ben de şunu düşünüyorum:
Moda sadece kullandığımız malzemeyi değiştirerek değişmiyor.
O malzemeyle, onu yapan insanlarla ve geldiği yerle kurduğumuz ilişki değiştiğinde bir şeyler gerçekten değişmeye başlıyor.
Belki de sürekli yeni bir şey aramak yerine,
biraz etrafımıza bakmak,
zaten var olanı toplamak,
ve onunla ne yapabileceğimizi yeniden düşünmek gerekiyor.
Bizim için Mah-Roc biraz da bu.